BAŞARILI ORGANİZASYONLARI YOLDAN ÇIKARAN 6 HATA VE ÇÖZÜM YOLLARI
Bugün sizlerle başarılı organizasyonların yoldan çıkmasına sebep olan altı neden ve bunların üstesinden gelmenin yolları üzerine konuşmak istiyorum.
“Harika”nın düşmanı “iyi”dir. Sayısız liderin ve organizasyonun mükemmeli yakalayamamasının bir nedeni de iyi oldukları noktaya gelip orada durmalarıdır. Büyümeyi, öğrenmeyi, risk almayı ve değişmeyi bırakırlar. Elde ettikleri deneyimleri ve geçmişteki başarılarını vardıkları yerin son nokta olduğunu ispat etmek için kullanırlar. Kendi gerçeklerine inanan bu başarılı organizasyon liderleri artık hazır olduklarını düşünüp başarının el kitabını yazarak bunu bir formül halinde başkalarına sunarlar. Bu zihniyet, işlerini büyütmekten onu olduğu gibi muhafaza etmeye doğru kaymalarına sebep olur.
Size bugünkü konuşmamda işinizle ilgili vermek istediğim ilk kural şu:
İş Kuralı: Ne sizin ne de işinizin gelebileceği son bir nokta yoktur.
Bu yalın bir gerçek. Her kim ki: “Ben gerçekten başardım. Şirketim istediğim başarıyı elde etti. Departmanım en yüksek seviyeye ulaştı” gibi şeyler söylerse bilin ki yanılıyordur. Yapılabilecek başka bir şeyin kalmadığı, söylenecek başka bir sözün kalmadığı öyle bir noktaya asla gelmeyiz. Bunu size şöyle açıklayabilirim:
Zihniyet Dönüşümü: Hedef Odaklılık vs. Büyüme Odaklılık
Benim “hedef zihniyetli” dediğim bir insan grubu, bir de “büyüme zihniyetli” dediğim bir insan grubu vardır.
- Hedef Zihniyeti: Bu zihniyete sahip olan insanların belirli bir zaman dilimi içinde gerçekleştirmek istedikleri çok kesin, somut hedefleri vardır. Ancak hedeflerinden birini gerçekleştirdiklerinde vardıkları noktada kalmaya meyilli olurlar. “Artık istediğim yere geldim, buradayım” diye düşünürler.
- Büyüme Zihniyeti: Hedef odaklı zihniyetten çok daha önemlidir. Büyüme zihniyeti şöyle der: “Gittiğim yolda hedeflerim var; ancak bunlar sadece sürecimin parçası olan araçlar, amaçlarım değil. Bu yüzden belirli bir rakama ulaşmak veya bir şeyi gerçekleştirmek elbette mutluluk verici ama bu beni durdurmaz.”
Büyümeye yönelik insanlar hiçbir zaman son noktaya geldiklerini düşünmezler. Çünkü onlar sürekli bir eğitimin, sürekli bir gelişmenin izindedirler. Sizin hedefe yönelik biri olmanızdan çok, büyümeye yönelik biri olmanızı yürekten tavsiye ediyorum.
Dave Anderson’ın kitabında yer verdiği şu sözü çok seviyorum:
“Dünün tavus kuşu, yarının tüylü toz alıcısıdır.”
Bu çok doğru bir tespit. Dün çok harika olan bir şey, yarın sadece kitaplıkların tozunu alan bir temizlik aletine dönüşebilir. Bu yüzden asla son noktaya geldiğinizi düşünmeyin.
Başarının Acı Gerçekleri
- Başarı sizi kibirli yapabilir.
- Başarı sizi kaygısız yapabilir.
- Başarı zihninize set çekip her şeyi bildiğinizi düşünmenize sebep olur.
Başarının rehavetine kapılmamanın bildiğim en iyi yolu, bir şirketin en önemli hedefinin varılacak bir son nokta olmaması gerektiğinin bilincine varmaktır. Bir şirketin hedefi tam kapasitesine ulaşmaktır. Burada bahsedilen tam kapasite; ne kadar uzağa gidebileceğine, ne kadar iyi olabileceğine ve kendinle beraber kaç kişiyi getirebileceğine odaklanmaktır.
Gerçekler gösteriyor ki muhtemelen hiçbir zaman tam kapasitenize ulaşamayacaksınız. Fakat sizi mütevazı, başarıya aç ve odaklı tutan şey içinde bulunduğunuz yolculuğun kendisidir. Size ve organizasyonunuza “iyi” derecesinden “mükemmel” derecesine atlamanıza yardımcı olan, bu süreç içinde geçirdiğiniz evrelerdir.
İş Kuralı: Başarıyı bir basamak olarak kullanın; esas temel olarak değil.
Girişi tamamladığımıza göre, başarılı organizasyonları yoldan çıkaran altı nedenle devam edelim. Bu altı maddeden konuşurken odağımızda tutmamız gereken anahtar bir kelime var: Farkındalık.
Bu altı nedenin ne kadar farkında olursanız, bunlara kapılmamak için o derece iyi önlemler alabilirsiniz. Bu nedenlerden “tehlikeli” diye bahsediyoruz; çünkü bunlarla beraber çok büyük bir kayıtsızlık duvarının içine gömülüyoruz. Bunların farkında olmak bizi böyle bir duruma düşmekten koruyacaktır.
Hata 1: Kendilerini Geliştirmeyi Bırakırlar
Başarılı organizasyon liderleri iyi olduklarını fark ettikleri anda kişisel gelişimi bırakırlar. Kafalarında planladıkları her şeye ulaştıklarını düşündükleri için işlerinde sıkı bir şekilde çalışmaya devam etseler bile kendileriyle ilgili değişimi durdururlar.
Elde ettikleri deneyimleri ve geçmiş başarılarını; artık daha fazla kitap okumalarına ya da alanlarıyla ilgili bir iş eğitimine katılmalarına gerek kalmadığının mazereti olarak gösterirler. Bir zamanlar kazandıkları bilgi ve becerilerle yetinmeyi seçerler. Onları yaralayan bir cehalete sebep olan bir çeşit “bilmişlik kibrine” kapılırlar. Bu cehalet gruplarındaki kişileri ve dolayısıyla işlerini yaralar.
Bir lideri zayıflatan iki özellik cehalet ve kibirdir. Her şeyi bildiğine inanan biri, işini ya da kişiliğini geliştirmenin yollarını aramayı bırakmış olmasına rağmen başkalarına nasıl gelişeceklerini anlatmaya devam eder. Kendileri yeni şeyler üretmezler ama size kesinlikle üretmeye devam etmeniz gerektiğini söylerler. Bunlar “ben her şeyi bilirim” liderleridir.
İşiniz, siz daha iyi olmaya devam ettiğiniz sürece daha iyi gidecektir. İşimizi daha iyiye taşımanın yolu kişisel olarak daha iyi olmaktan geçer. Jim Rohn şöyle der:
“Keşke daha kolay olsa demeyin, ‘Keşke ben daha iyi olsam’ deyin. Keşke daha az problemim olsa demeyin, ‘Keşke daha becerikli olsam’ deyin. Karşılaştığınız güçlüklerin daha küçük olmasını değil, onların karşısında daha bilgili olmayı dileyin.”
İş Kuralı: Kendileri büyüyen insanlar başkalarını da büyütürler.
Siz büyümüyorsanız olduğunuz yerde saymaya devam edersiniz. Siz yerinizde saymaya başladığınızda sizinle beraber çalışan herkesi yerinde saydırmaya başlarsınız. Lider durduğunda grubu da durur. Lider büyümediğinde onun liderliğindeki grubu da büyümez.
Kişisel Gelişimin Sağladığı 4 Fayda
- Daha Büyük Bir Özgüven: Sürekli eğitimin ve kişisel gelişimin içinde olan insanların kendileriyle ilgili olumlu düşünceleri vardır.
- Değişime ve Risk Almaya Açıklık: Kişisel gelişimin en açık delillerinden biri, bu kişilerin sürekli olarak değişmeleri ve risk alabilmeleridir.
- Tutkuların Artması: Kişisel olarak gelişmeye devam ettiğimizde hayata ve öğrenmeye karşı olan tutkumuz da eşit oranda artar.
- Başkalarının Önünü Açmak: Bir liderin yaptıkları, diğerlerinin yapacaklarını belirler. Grup lideri aşamaz. Organizasyonun büyüklüğü lideri aşamaz.
Liderlik danışmanlığı yaptığım şirketlerde çalışanlardan gelen bir numaralı şikayet şudur: “Benim liderim artık kendini tekrarlamaya başladı. Bana söyledikleri adeta tarih dersine döndü.” Üstler kişisel gelişimi bıraktığı anda bütün şirket duraklamaya girer. Grubunuzdaki insanlar sizin daha önce gitmediğiniz bir yere gidemezler.
Zirvede herkese yetecek kadar yer var. Beni hayrete düşüren şeylerden biri de zirvede ne kadar çok yer olduğudur. En altta büyük bir sıkışıklık ve kalabalık olabilir ama başarı çok az kişiyi zirveye taşır ve ne kadar yükseğe çıkarsanız kalabalığın o kadar azaldığına şahit olursunuz.
İş Kuralı: Bir lider olarak hiç ölmeyecekmişsiniz gibi öğrenmeli ve yarın ölecekmişsiniz gibi yaşamalısınız.
Hata 2: Büyük Düşünmeyi Bırakırlar
Başarılı liderler takım belirli bir başarıya ulaştığında oyunu daha güvenli oynamaya başlarlar. Kazanmak için oynamak yerine kaybetmemek için oynarlar. Bir zamanlar büyük ve yeni şeyler düşünüyorken artık adım adım düşünürler.
İşimiz iyi gitmeye başladığında ve belki de düşündüğümüzden biraz daha iyisini yaptığımızda, nedense bu yakaladığımız başarıyı aynı şekilde korumayı düşünürüz. Sonuçta geri çekilme ve momentumu kaybetme durumu ortaya çıkar.
Ben momentuma “Büyük Mo” diyorum. Unutmayın, Büyük Mo bir liderin sahip olabileceği en iyi arkadaştır. Momentum en büyük abartıcılardandır. Ona sahip olduğunuzda insanlar sizi olduğunuzdan daha iyi sanırlar. Momentumunuzu kaybettiğinizde ise insanlar sizin gerçekte olduğunuzdan daha kötü olduğunuzu sanırlar.
Büyük düşünmeyi bıraktığınızda, oyunu güvenli oynamaya karar verdiğinizde ve geri adım atmaya başladığınızda, oluşturduğunuz momentumu kendi ellerinizle bağışlamış olursunuz.
İş Kuralı: Büyük Mo sizin peşinizdeyken, siz onun peşine düşün. Onu alın ve üstüne ekleyin.
Bugün düşüncelerimizin bizi getirdiği yerdeyiz, yarın düşüncelerimizin bizi götüreceği yerde olacağız. Düşünceleriniz bindiğiniz bir taksiye benzer; onlar sadece sizi bir sonraki gideceğiniz yere götürürler.
İlerlemenizi Sürekli Tutacak 4 Strateji
- A – Alışverişe Çıkın: İşlerinizin iyi gittiğini düşündüğünüzde düşüncelerinizi tartın. Monotonluğun sağladığı konfordan uzaklaşmanın en iyi yolu, sizden daha iyi olduğunu düşündüğünüz şirketleri ziyaret etmektir. Başarılarını inceleyin ve sonuçlarınızı onlarınkilerle karşılaştırın. Kendinizi sizden daha iyi olan birileriyle kıyaslayın ve sorun: “Hangi noktaları geliştirebilirim? Ne öğrenebilirim?”
- B – İlham Verici Tatminsizlik Duygusunu Kışkırtın: Bu duygu hiçbir zaman memnun olamayacağınız anlamına gelmez. Aksine size daha iyisini yapabileceğinizi, gelişmek adına daha çok çalışabileceğinizi gösteren yaratıcı bir farkındalıktır. Rahatlık bölgesinin duvarlarını eritir.
- C – Günlük Bir Paranoya Miktarı Belirleyin: Aşırı dozu perişan eder; ancak günlük dozu ayakkabınızın içindeki bir çakıl taşı misali sizi devamlı tetikte ve meşgul tutar. En iyi liderler her gün sanki peşlerinde biri varmışçasına, bütün müşterilerini kaybetmenin eşindelermişçesine davranırlar.
- D – Takımınızı Zinde Tutan Hedefler Koyun: Koyduğunuz hedeflere alışıldık bir yaklaşımla ulaşabiliyorsanız, hedefleriniz çok küçük demektir. Gerçek bir hedef yalnızca değişimi, büyük kararları ve cesur eylemleri tetikler.
İş Kuralı: Liderin düşünce tarzı takımına bulaşır.
- Başarısız liderler: Düşüncelerini hayatta kalmaya yoğunlaştırırlar (“Bu seneyi de bir atlatabilirsem…”).
- Vasat liderler: Düşüncelerini ellerindekini korumaya yoğunlaştırırlar (“Elimdekileri kaybetmeden devam edebilirsem…”).
- Başarılı liderler: Düşüncelerini devamlı gelişmeye yoğunlaştırırlar.
General Patton’ın dediği gibi: “Hiçbir askerden ‘Yerimizi koruyoruz’ diye bir mesaj almak istemiyorum. Biz ilerliyoruz, olduğumuz yerde kalmakla ilgilenmiyoruz.”
İş Kuralı: Koşullar el verdiğince ilerleyin. Koşullar el vermediğinde el verecek koşulları yaratın.
Marcus Buckingham şöyle demiştir: “Liderlerin sahip olduğu tek ortak nokta, bütün kuralları yıkmalarıdır.” Başka bir deyişle, istediklerinin gerçekleşmesini sağlarlar.
Hata 3: Ön Saflardan Liderlik Yapmayı Bırakırlar
Organizasyonların iyi işlediğini gördüklerinde liderler ön saflardan geri çekilip ofislerine dönerler. Uzaktan kumandayla işi idare ederken hâlâ yönetici konumundadırlar ama artık liderlik yapmıyorlardır.
İş Kuralı: Her şey güvende ve kontrol altında görünüyorsa, yeterince hızlı gitmiyorsunuz demektir.
Pek çok yönetici kağıtlarla uğraşmayı insanlarla uğraşmaya tercih ediyor. Fil dişi kulelerinde pinekleyip rakamlarla uyuşurken en önemli varlıklarıyla, yani çalışanlarıyla olan iletişimlerini kaybediyorlar. Onları başarılı kılan şey; yapılan eğitimler, birebir görüşmeler, verilen sorumluluklar ve vizyon konuşmalarıyken başarıya ulaşır ulaşmaz bu gerçeği unuturlar.
İş Kuralı: Ofisinizde oturup rakamlarla uğraşmayı bırakın. Ön saflara çıkın ve insanlarla uğraşın. Rakamlar kendiliğinden iyileşecektir.
Ön Saflara Çıkarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Mikro Yönetim Yapmayın: En önde olmak, insanların işlerini en ince ayrıntısına kadar kontrol etmek, her şeye burnunu sokup insanları boğmak anlamına gelmez.
- Her Kararı Siz Almayın: İnsanların yerine karar verirseniz onları büyütemezsiniz. İnsanlara kendi başlarına düşünmeyi öğretin.
- İdari Sorumlulukları Terk Etmeyin: Aşırı önderlik ve yetersiz idarenin, yetersiz liderlik ve aşırı idareden bir farkı yoktur.
Ön Saflarda Etkili Liderlik İçin 10 Kriter
- Yalnızca varlığınızın olumlu bir fark oluşturacağı toplantılara katılın.
- İşe alım süreçleriyle kişisel olarak ilgilenin.
- Yüksek potansiyelli elemanlarınızla birebir koçluk toplantıları düzenleyin.
- İnsanlarla iletişim sağlamaya ve ikili ilişkiler kurmaya zaman ayırın.
- Soruları, fikirleri ve problemleri dinlemeye her zaman açık olun.
- Hızlı ve olumlu destek verin; kötü performansı da zamanında müdahale ile ortadan kaldırın.
- İzlediğiniz stratejinin etkilerini gözden geçirip hızlı düzenlemeler yapın.
- Grubunuza vizyonunuzu ve değerlerinizi konuşarak ve örnek olarak iletin.
- Eğitim toplantılarına bizzat katılarak katkıda bulunun.
- Dürüst ve tutarlı performans değerlendirmeleri yapın.
İş Kuralı: İnsanlardan kopuk olduğunuz sürece sağlıklı bir iş kültürü inşa edemezsiniz.
Üç tür lider vardır:
- Bir şeyleri gerçekleştirenler,
- Bir şeylerin gerçekleşmesini izleyenler,
- Günün sonunda “Acaba ne oldu?” diye merak edenler.
Hata 4: Diğerlerini Geliştirmeyi Bırakırlar
Başarılı liderler bazen başarının tek kaynağının kendileri olduğuna inanırlar. Diğerlerine güç vererek veya yetki devrederek kendilerine sorun çıkarmak istemezler. “Yalnız kovboy” zihniyetini benimserler.
Yükü paylaşmaktansa haftada 80 saat çalışmaya başlayıp amaçları yolunda şehit düşerler. Bulunduğunuz pozisyona geleli bir yıldan fazla olmuş ve hâlâ haftada 80 saat çalışıyorsanız, bir şeyleri müthiş derecede yanlış yapıyorsunuz demektir.
İnsanların uzun saatler çalışmasının temel nedenleri:
- Kendilerini vazgeçilmez sanmaları: Her şeye müdahale etmeleri gerektiğini düşünürler.
- Özgüven eksikliği: Gücü depolamak isterler. Başka biri başarılı olduğunda kendilerinin kötü görüneceğinden korkarlar.
Sizinle çalışan insanlar işi tek başlarına yapacak kadar iyi değillerse, o kişilerin eğitiminden ve motivasyonundan sorumlu olan sizsiniz.
İş Kuralı: Etkili bir liderin yapması gereken şey; kişisel olarak neleri başarabileceğinden çok, diğerleri aracılığıyla neleri tamamlayıp başarabileceğinin üzerine yoğunlaşmaktır.
Hata 5: Harika Bir Takım Kurmayı İhmal Ederler
Etrafınızda harika insanlar olur, onları eğitir, geliştirir ve onlara güvenirseniz; bu kişiler başarınızın birer parçası haline gelirler. Sizi gerçekte olduğunuzdan çok daha iyi bir hale getirirler.
“Hiçbirimiz hepimizin olduğu kadar akıllı değiliz.” Odada doğru insanlar bulunduğu an sonuç çok daha iyi olacaktır.
İyi Bir Takımınız Olduğunu Nasıl Anlarsınız?
Takımınıza bir fikir sunduğunuzda, o fikri ilk halinden daha iyi bir fikir olarak size geri sunuyorlarsa iyi bir takımınız var demektir. Ancak sunduğunuz fikir aynen, hiç değişmeden geri dönüyorsa masanın etrafında yanlış insanlar oturuyor demektir.
Mükemmel fikirler, birkaç iyi fikrin karşılıklı alışverişiyle doğar. Etrafınızdaki insanlar sizin en değerli varlığınız ya da en büyük sorun kaynağınızdır. Sizi ya inşa ederler ya da parçalarlar. Grubunuzu geliştirmeye devam edin; eğitimin ve gelişimin sonu yoktur.
Hata 6: İnsanları Sorumlu Tutmayı Bırakırlar
Mevcut sonuçlar tatmin edici olduğunda ve acil bir kriz bulunmadığında liderler insanları sorumlu tutmayı bırakabilirler. Ancak insanları sorumlu tutamamanın ana nedenleri şunlardır:
- Net Beklentilerin Belirlenmemesi: En başta insanlardan ne beklendiği net bir şekilde ortaya koyulmazsa, mesuliyetin olması da imkansızlaşır.
- Yedek Yetenek Hattının (Pipeline) Olmaması: Başvurulacak başka bir kaynak olmadığında vasat performanslara göz yumulur.
İş Kuralı: İnisiyafı ele alarak bir yetenek hattı kurmanın külfeti; vasat bir elemanın kölesi olmanın utancı yanında hiç kalır.
Efsanevi antrenör Vince Lombardi’nin başarısının anahtarı, oyuncularından ne beklediğini çok net ortaya koymasıydı. Onun şu ünlü sözü beklentiyi özetler:
“Kazanmak her şey değildir; kazanmak tek şeydir.”
Özet ve Son Söz
Başarılı bir organizasyonu sürdürülebilir kılmak ve rehavet tuzağına düşmemek için bu 6 temel kuralı daima hatırlayın:
- 1. Kural: Gelişimi ve öğrenmeyi asla bırakmayın; zirvede herkese yer var.
- 2. Kural: Oyunu kaybetmemek için değil, kazanmak için oynayın ve büyük düşünün.
- 3. Kural: Ofisinizden çıkın, ön saflara inin ve insanlarınıza liderlik edin.
- 4. Kural: Başarıyı tek başınıza değil, büyüttüğünüz insanlar aracılığıyla yakalayın.
- 5. Kural: Etrafınızı sizden daha akıllı ve yetenekli insanlarla donatın.
- 6. Kural: Net beklentiler belirleyin ve ekibinizi sonuçlardan sorumlu tutun.
Efsanevi Antrenör Vince Lombardi’den Liderlik Dersleri
Vince Lombardi, oyuncularını sorumlu tutma konusundaki kararlılığıyla tanınır. Lombardi’nin başarısının arkasındaki temel dinamikler şunlardır:
- Net İletişim ve Beklentiler: “Her gün Green Bay’den kalkan trenler, otobüsler ve uçaklar var. Benim için çalışmayacaksanız kendinizi bunlardan birinde bulacaksınız demektir.” Lombardi beklentilerini tamamen net koyardı.
- Temel Bilgilerde Mükemmellik: Lombardi’nin takımları temel konularda son derece yetenekliydi. Koçluğu altında Packers’ın mükemmelleştirdiği sekiz temel oyun vardı. Karşı takım çoğu kez nereden neyin geleceğini bilmesine rağmen bunu durduramıyordu. Lombardi, kafanız karışık olduğunda girişken olamayacağınızı çok iyi biliyordu.
- Kişiselleştirilmiş Yaklaşım: Lombardi her oyuncuya eşsiz bir birey olarak davranır, yaklaşımlarını kişiye özel düzenlerdi. Herkese aynı şekilde yaklaşan makineleşmiş bir idarecilikten kaçınır ve şöyle derdi: “Benim işim, 40 farklı adamı harekete geçirecek 40 farklı yaklaşım bulmaktır.”
- Odaklanma: Lombardi görevine tam odaklanır, dikkatini dağıtacak unsurlara asla yenilmezdi.
Özet: Takımınızı ve kendinizi her zaman sonuçlardan sorumlu tutun.
Hata 6: Temel Bilgileri (Temelleri) Terk Etmeye Başlarlar
Başarılı organizasyonların parçası olan herkes, bir süre sonra kendilerini başarıya götüren temel bilgileri terk etmeye başlar.
Temel Bilgilerin Terk Edildiği 2 Tehlikeli Alan:
- Başarıyı Yakaladığınız An: Çoğu kez kendi başarınızın kurbanı olursunuz. Gittikçe itinasızlaşır, kestirme yollara başvurur; başarıyı sağlayan disiplinli çalışmayı ve mantıklı kararları terk edersiniz.
- Tekdüzellik (Monotonluk) Süreci: Her şeyin aynı gittiği durumlarda, acil bir düzelme hevesiyle temel ilkelerden sapıp yanlış şeylerin peşinden koşabilirsiniz.
Bir lider olarak temel bilgileri terk ettiğinizde, bu durum aşağı doğru düşüşü hızlandırır; momentumunuza ve sonuçlarınıza büyük zarar verir.
Temel Bilgilerde Mükemmelliğin Anahtarı: “Her Gün, Gece Gündüz”
İyi günde de kötü günde de süreçlerle ve sorunlarla aynı ciddiyetle uğraşmalısınız. J.W. Marriott’ın dediği gibi: “Sıcak yemeği sıcak, soğuk yemeği soğuk servis etmek gerekir.”
İşinizdeki insanlar;
- Gelen bir telefona nasıl cevap vereceğini,
- Nasıl randevu alacağını,
- İtirazlarla nasıl başa çıkacağını,
- Bir anlaşmayı başarıyla nasıl sonuçlandıracağını,
- Ekiplerini motive etmeyi ve performans sorunlarını çözmeyi bilmiyorlarsa; bu işe yatırdığınız zaman ve kaynağın bir anlamı kalmaz.
Temel bilgileri terk ettiğinizde, kaybolan momentumu geri kazanmak için katbekat fazla enerji harcamak zorunda kalırsınız. General Patton’ın dediği gibi:
“Hiçbir zaman toprak kaybetmeyin. Elindekine sahip çıkmak, onu tekrar geri kazanmaktan daha masrafsızdır.”
Kazanılmış mevzileri korumak ve temel bilgilere sadık kalmak organizasyonel kültürün parçası olmalıdır.
İş Kuralı: Ne kadar çok hazırlanır ve temel ilkeleri korursanız, gelecekte o kadar az şeyi tamir etmek zorunda kalırsınız.
Genel Değerlendirme ve Kapanış
Bugün öğrendiğimiz en kritik gerçek şudur:
Günün Anahtar Gerçeği: Yarınki başarımızın en büyük düşmanı, bugünkü başarımızdır.
Pek çok kişinin ve şirketin gelişmeye devam edememesinin en önemli sebebi, bugün sahip oldukları başarıyla yetinmeleridir. Başarısız olduğumuzda “Burada yanlış giden neydi?” diye sorarız; ancak başarılı olduğumuzda durumumuzu olduğu gibi korumaya çalışırız.
Hayat değişimlerle doludur ve gelişmek, değişmeyi gerektirir:
- Değişmek her zaman gelişmek anlamına gelmeyebilir;
- Ancak gelişmek her zaman değişmek anlamına gelir.
Yeni şeyler öğrendiğiniz ve geliştiğiniz sürece değişiyorsunuz demektir. Değişirken öğrenmeye devam eder, yeni düzenlemeler yapar, alanınızda aranan insan olur ve yaratıcılığınızı korursunuz.
Unutmayın:
Zirveye çıkmak zordur; ancak zirvede kalmak çok daha zordur. Zirveden düşüşün ana sebebi; öğrenmekten, gelişmekten ve uygulamaktan vazgeçip başkalarına geçmiş başarılarımızı anlatmaya başlamamızdır. Biz geçmiş başarılarımızın rehavetiyle vakit kaybederken, bir başkası disiplinle çalışmaya ve uygulamaya devam eder ve kısa sürede bizi geçer.
Bu 6 tehlikeli nedenin farkında olun, bunlardan ders çıkarın ve rehavet tuzağına düşmekten kaçının.