Bir Yol Arkadaşlığı Çağrısı

Kıymetli Yol Arkadaşım,

Bu sayfa, sadece bir bilgi deposu değil; hem bu sitenin navigasyon merkezi hem de benim zihnimin bir haritasıdır. Konuya derinlemesine girmeden önce, seninle bir gönül bağı kurmak ve bu yolculuğun nasıl başladığını paylaşmak istiyorum.

Burada, sayfalar eklendikçe kelimelerin içine gizlenmiş renkli linkler göreceksiniz. Bu kelimeler, zihnimin bir başka odasına açılan birer kapıdır. Bir kavramın derinliğine, o kapıya tıklayarak ulaşabileceksiniz. Ancak senden ricam; bu konuşmayı önce bir kez, linklere sapmadan, sanki karşılıklı birer çay içiyormuşuz gibi sonuna kadar dinlemendir. Sonrasında defalarca geri dönüp detaylara inerek ne demek istediğimi daha derinlemesine anlayacak ve birçok sorunuza cevap bulabileceksiniz.

Neden Böyle Bir Mücadeleye Giriştim?

Açık konuşalım; toplumsal olarak işlerin yolunda gitmediğini hepimiz görüyoruz. Ancak beni tanıyanlar bilir: Ben acitasyonu sevmem. Şikayetlenmekten hoşlanmam. Kendi gücümle değiştiremeyeceğim şeyler üzerine kafa yormayı, enerjimi “etki edemeyeceğim” alanlarda tüketmeyi kendime zül sayarım.

Enstitümüzün temel düsturu şudur: Bu çatının altında şikâyet etmek “yasak”, çözüm üretmek ise “farzdır”. Dedikoduya, gıybete veya boş konuşmalara imkân verdiğim her an, kendimi çok suçlu hissederim.

Bir “Zekat” Borcu: Uzletten Meydana

İtiraf etmeliyim ki; son birkaç yılımda toplumun bu halinden yorulup kendimi iyice soyutlamıştım. Hatta iş saatleri dışında evden hiç çıkmamak, kimseyle görüşmemek için kendime “cevaz” verecek bir fetva bile aramaya başlamıştım. Kendi dünyamda mutluydum; sadece zaruret miktarı mescit ve sosyal görevlere katılıyordum.

Tam o sırada, İstanbul’daki bir Abim içimdeki o sönmeye yüz tutmuş ateşi tek bir cümleyle tekrardan körükledi: “Abdullah kardeşim, madem bu kadar okumuşsun, bu kadar biriktirmişsin; senden bu bilgilerinin zekatını istiyorum!” Bu söz zihnimde şimşekler çaktırdı. Eşimle paylaştığımda, “Bence de doğru, bildiklerini ihtiyacı olanlara aktarmalısın” diyerek beni teşvik etti. İşte bu site, o “bilgi zekatını” ödeme borcundan doğdu.

Benim Bir Planım Var: İçten Dışa Üç Dalga

Ben, ömrünü gürültülü kalabalıklarda tüketenlerden kopuyorum. Benim planım, 26 yıldır bizzat yaşadığımız Etki Alanı modelidir:

  • Birinci Dalga (Ben): Her şey kendimden başladı. Bildiğim doğruları yaşamak ve kendimi geliştirmek üzerine bir hayat kurdum.
  • İkinci Dalga (Ailem): 26 yıllık bu yolculukta eşim ve çocuklarım sadece destekçi değil, benimle birlikte gelişen en yakın yol arkadaşlarım oldular. Onların kalitesi ve desteği bu değişimi evimizin temel taşı yaptı.
  • Üçüncü Dalga (Dostlarım):Benzer benzerini çeker” dedik ve bu halka farklı şehirlere taştı. Şu an; Alanya’nın sıcaklığından İstanbul’un derinliğine, Erzurum’un vakarına kadar… Stuttgart, Frankfurt ve Köln sokaklarında bizimle aynı frekansta nefes alan, birbirini onure eden özel bir sosyal çevremiz var. Bambaşka yerlerde olsak da yalnız değiliz.
Sana Bir Çağrım Var: Takıma Katıl

Eşim ve çocuklarımın desteğiyle kurduğum etvo.org, insanları ayrıştırmadan bir araya getirecek ortak bir hedefin adıdır: Başarılı, karakterli ve dertli insanları bir organizasyonun parçası yapmak.

Sana somut bir hedef sunuyorum:

  • Her ay bir kitap okuyarak, yılda 12, 5 yılın sonunda ise hayatımıza tatbik ettiğimiz 60 kitaplık devasa bir kaynakçaya sahip olalım.
  • Ayın Kitabı” bölümünde bu eserleri birlikte inceleyelim.
  • Bir yıl sonra burada kendi başarı ve mutluluk hikâyelerimizi paylaşmaya başlayalım.

İlk Adımı Atalım: Bu yolu tek başıma yürümek için değil, o “sıradışı sosyal çevreyi” seninle daha da genişletmek için açtım. Eğer bu 60 kitaplık yolculuğa “ben de varım” diyorsan, bana [Bize Yazın] sayfasından neden bu takımda olman gerektiğini anlatan kısa bir mesaj gönder.

Kaynaktaki kirliliğe karşı kırmızı çizgilerimiz olacak. Bu konudaki tecrübelerime ve niyetime güvenmeni rica ediyorum. Biz, “Bu topluma vereceklerimiz var” diyerek başladık.

Geri dönüşlerini ve yol arkadaşlığı tekliflerini sabırsızlıkla bekliyorum.

Selam ve muhabbetle, Abdullah Deveci