Bugün Etvo mutfağının en kıymetli raflarından birini, 2004 yılından kalma sararmış ama ruhu taze bir defterin sayfalarını aralıyoruz. Bu sadece bir kitap özeti değil; 22 yıl önce düşülen notların, bugün Etvo çatısı altında birleşen kocaman bir ailenin vizyonuna nasıl dönüştüğünün, yani “bizim kitabımızın” hikayesidir. Gelin, Santiago’nun peşine takılıp kendi hazinemize doğru bir yolculuğa çıkalım.
Yamçının Ağırlığı ve Bir Düşün Kıvılcımı
Hikayemiz, İspanya’nın uçsuz bucaksız Endülüs topraklarında başlar. Kahramanımız Santiago, dünyayı tanıma arzusuyla çobanlığı seçmiş, heybesinde her daim bir kitap taşıyan aykırı bir gençtir.
Yolculuğun başında, kitabımızın 21. sayfasında çok kıymetli bir not karşılar bizi: Santiago, sıcak bastırdığında yamçısının (keçeden yapılan ağır bir örtü) ağırlığından şikayet etmeye başlar. Fakat güneş batıp gece ayazı çöktüğünde, o ağır yükün aslında onu dondurucu soğuktan koruyan tek kalkan olduğunu hatırlar ve yüküne minnetle sarılır.
Etvo Notu: Bu, Anthony Robbins’in bahsettiği “Acı ve Zevk Dengesi”dir. Hayatın disiplini başlangıçta o yamçı gibi ağır gelir, omuzlarımızı çökertir; ancak fırtına koptuğunda sizi ayakta tutacak olan tek şey o gün minnetle taşıdığınız disiplindir. Bizim Etvo’daki 168 saatlik yatırım planımız da tam olarak budur.
Santiago’yu bir çoban olmaktan çıkarıp bir kahramana dönüştüren şey ise 24. sayfadaki o muazzam tespittir: “Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor”. Santiago, rüyasında sürekli Mısır Piramitleri’ni görmeye başlar. Çoğu insan için rüya sadece uykuda bir görüntüdür; ama bir lider için rüya, hayatını adayacağı bir stratejinin ilk tasarımıdır.
Çingene’nin Yatırımı ve Bilge Kral’ın Bedeli
Santiago, bu gizemli rüyayı bir çingeneye yorumlatır. Çingene, hiçbir gizemli güç kullanmadan doğrudan sadede gelir: “Piramitlere git, hazineyi bulacaksın”. Ücret olarak ise peşin para istemez; “Bulacağın hazinenin onda birini bana vereceksin” der.
Buradaki notumuzda şu derin anlam yatar: Çingene aslında akıllıdır, rüyayı doğru yorumlamıştır ama o hazineye ulaşacak gücü ve cesareti kendisinde bulamamıştır. Başarıya ulaşacak gücü olmayıp, başarıya gideni sömürmeye çalışan bir “yatırımcı” profilidir bu.
Tam bu kafa karışıklığı içinde Santiago, Salem Kralı Melchizedek ile karşılaşır. Kral ona, her insanın bu dünyaya geliş amacı olan “Kişisel Menkıbe” kavramını öğretir. Etvo ailesi olarak bizim “20 lider yetiştirme” hedefimiz de bizim kişisel menkıbemizdir.
Kral’ın en büyük dersi ise bedel üzerinedir. Santiago, kadına yaptığı gibi Kral’a da “Hazinemin onda birini vereyim” teklifini sunar. Ancak Kral: “Henüz sahip olmadığın bir şeyi vaat ederek hedefine gitmeye çalışırsan, onu ele geçirme arzunu yitirirsin”.
Kral, hayali hazineyi değil, Santiago’nun o an elinde olan koyunlarının onda birini peşin ister. Bu, harekete geçmenin ilk şartıdır: Rahatını, konforunu ve elindeki küçük varlığını riske atmayan, büyük hazineye giden kapıyı aralayamaz. Kral’ın Santiago’ya sorduğu “Kaç koyunun var?” sorusuna gencin verdiği “Yeteri kadar” cevabı, aslında gelişimin önündeki en büyük engeldir. “Yeterince iyiyim” diyen, asla “daha iyi” olamaz.
Pazar Yerindeki İhanet ve Kaşıktaki İki Damla Yağ
Koyunlarını satan Santiago, Afrika’nın Tanca kıyılarına ulaşır. Cebinde koyunlarının parasıyla kendisini dev aynasında görürken, pazar yerinde gördüğü o büyüleyici gümüş kınlı kılıca dalar. Sadece birkaç saniye odağını kaybeder ve o an tüm parasını hırsıza kaptırır.
Bu noktada 43. sayfa bize mutluluğun ve başarının sırrını fısıldar: “Dünyanın bütün harikalarını görmek, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan”.
Santiago o kılıca (başka bir bakış açısıyla yoldaki cazibeli oyalayıcılara) bakarken kaşığındaki yağı, yani öz sermayesini ve dikkatini unutmuştur. Notlarımızda şu acı gerçek vurgulanır: Altı koyunun parasına sahip çıkamayan, bir hazineye nasıl sahip çıksın?. Eğer o gün o kılıca dalmasaydı, o parayı kaybetmeseydi; Santiago hazineye ulaştığında onu koruyacak karakter olgunluğuna asla erişemeyecekti. Bazen her şeyini kaybetmek, her şeyi kazanacak bir iradeyi inşa etmenin tek yoludur.
Kristal Dükkanı ve Değişimin Dili
Parası kalmayan Santiago, bir yokuşun tepesindeki eski, terk edilmiş kristal dükkanında çalışmaya başlar. Dükkan sahibi, geçmişteki başarılarına tutunan ama ticaretin hızla değişen şekline ayak uyduramayan bir adamdır.
Santiago ise girdiği yerde fark yaratan bir liderdir. Dükkanı olduğu gibi kabul etmez. 56. sayfada anlatıldığı üzere; dışarıya sergi tablaları koyar, insanlara kristal bardaklarda nane çayı ikram etmeye başlar. Kristalci korkar, “Kırılırlar, insanlar takılır” der. Santiago’nun cevabı ise bir liderlik manifestosudur: “Koyunlarımla kırları dolaşırken yılan sokabilir, kurt kapabilir. Ama bu tehlike çobanların hayatının bir parçasıdır”.
Sadece 6 ay içinde Santiago, 6 koyun yerine yüzlerce koyun alacak parayı biriktirir. Buradaki en büyük dersimiz 68. sayfada gizlidir: “Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşür”. Santiago, Kristalci gibi elindeki fırsatı durağanlığa mahkum etmemiş; sevgiyi ve tutkuyu (coşkunun dili) işine katarak dükkanı yokuşun zirvesine taşımıştır.
Fatihin Sınavı
Kitabın ilerleyen bölümlerinde Santiago, çölde hayatının aşkı Fatima ile tanışır, bir simyacıdan toprağın ve evrenin ruhunu öğrenir, hatta kendisini rüzgara dönüştürecek kadar bilgeleşir. Ancak tüm bu yolculuk başladığı noktada, o eski kilisenin avlusundaki firavun inciri ağacının altında biter. Hazine aslında hep oradadır; fakat Santiago o yolculuğu yapmasaydı, hazineyi yerin altından çıkaracak o “coşkunun dilini” asla konuşamayacaktı.
“Araştırma her zaman acemi talihi ile başlar ve her zaman Fatihin Sınavı ile sona erer”.
Etvo Ailesine Çağrı
Dostlarım, bu anlattığımız Santiago’nun değil, bizim hikayemizdir. Eğer hayatınızın bir anında kontrolü elinizden kaçırdığınızı hissediyorsanız, eğer “yeteri kadar koyunum var” deyip bir yokuşun tepesinde sinek avlıyorsanız; şimdi o yamçıyı sırtlanma vaktidir.
Sizleri mutlaka ama mutlaka Paulo Coelho’nun Simyacı kitabını, bu notları da yanınıza alarak, satır satır okumaya davet ediyorum. Kitabı okurken, Santiago’nun her durağında kendi hayatınızdan bir parça bulacağınıza eminim.
Okurken yaşadığınız o içsel değişimi, fark ettiğiniz yeni işaretleri ve kendi “kişisel menkıbenizi” lütfen bizimle paylaşın. Çünkü biz sadece bir platform değil; birbirinin hazinesini bulmasına yardım eden bir liderler topluluğuyuz.
Kendi hazinenize giden yolda, kaşıktaki iki damla yağı unutmadan yürümeye var mısınız?
O zaman Etvo mutfağında, bir sonraki ders için ateşin başında buluşalım.
Geleceği beraber inşa ediyoruz.