Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay, ancak “doğruya” ulaşmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Her köşe başından bir ses yükseliyor: Kimi bin yıllık Hadis mirasını yok sayıyor, kimi ayetleri modern nefislerin emrine göre “reformize” etmeye kalkıyor. “Bize sadece Kur’an yeter” diyerek asırların birikimini bir kenara itenlerle, dini kendi ticari veya siyasi emellerine basamak yapanların arasında; ruhumuz büyük bir susuzluk ve kafa karışıklığı yaşıyor.
Biz Ne Yapacağız?
Bu gürültü kirliliğinin ortasında biz; yolumuzu şaşırmadan selamete ulaşmanın formülünü, kökleri derinlerde olan o sarsılmaz ağaçta buluyoruz: Ehli Sünnet Vel Cemaat.
Bizim yolumuz;
- Fıkıhta, aklın ve naklin büyük dehası İmam-ı Azam Efendimiz’in çizdiği o şaşmaz hudutlardır.
- İtikadda, Ebubekir Sıddık (r.a.) Efendimiz’den süzülüp gelen, İmam-ı Rabbani Hazretleri ile kemale eren o tertemiz silsiledir.
- Tasavvufta ise nefsini tatmin etmek değil; nefsi ıslah ederek Allah’a (c.c.) kul olma sanatıdır.
Tasavvuf Neden Gereklidir?
Tasavvuf, İslam’ın “ruhu”dur.
Fıkıh bir bedense, tasavvuf o bedendeki can;
fıkıh bir kandil ise tasavvuf o kandildeki nurdur.
Biz, Hadisleri inkar edenlerin sığlığına da, dini kendi keyfine göre yorumlayan profesörlerin kibrine de teslim olmuyoruz.
Biz; mürşid-i kâmillerin rehberliğinde, sessiz ve derinden yapılan o büyük zikirle kalbimizi tasfiye etmeyi seçiyoruz.
Bu sayfa; itikadi konularda savrulmadan, mezhep ve meşrep karmaşasına düşmeden, dosdoğru bir yolda yürümek isteyen “hakikat yolcuları” için bir sığınaktır.