Liderliğin En Üst Seviyesi
Bu kez sizlerle liderliğin en üst seviyesinden konuşacağız. Bu ders, liderlik konusunda daha önce hiç ayak basmadığınız yerlere açılan kapının anahtarı olacak; en azından öyle olacağını umuyorum.
Liderliğin en üst seviyesine giden yolda sizleri dört farklı seviyeden geçireceğim. En alt seviyeden başlayalım:
1. Seviye: Nereye Gittiğini Bilmek (Başlangıç Seviyesi)
Liderliğin ilk seviyesi, nereye gittiğini bilmektir. Liderler, her şeyden önce nereye gittiklerinin farkında olan kişilerdir. Bu ilk adımdır ancak şunu da eklemeliyim: Sadece nereye gittiğinizi bilmek sizi henüz bir lider yapmaz. Birçok insan nereye gittiğini bilir ama lider değildir. Fakat şu da bir gerçek ki, nereye gittiğinizi bilmiyorsanız asla lider olamazsınız. Dolayısıyla, eğer ben potansiyel bir lidersem, yönüm ve hedefim hakkında net bir fikrim var demektir. Bu, herkesin başladığı temel seviyedir.
2. Seviye: Hedefe Ulaşabilme Becerisi (Güvenilirlik Seviyesi)
Bu seviyedeki liderler sadece nereye gittiklerini bilmekle kalmaz, aynı zamanda diğer insanları da oraya götürme becerisine sahiptirler. Bu çok önemlidir çünkü size bir lider olarak güvenilirlik kazandırır. Hepimizin bildiği gibi insanlar hedefler belirler: “Şunu yapmak, bunu bitirmek, şunu başarmak veya şuraya gitmek istiyorum” derler. Bu arzular birinci seviyedir. İkinci seviye ise bu hedefe fiilen ulaşabilme becerisidir. Bunun ikinci seviye olmasının sebebi şudur: İnsanlar, hedeflerine ulaşamayan liderleri takip etmezler.
Lider yetiştirebilen liderler, diğer liderlerden saygı görürler; çünkü liderlikte rüştünü ispat etmiş, başarılı olmuşlardır.
Özetlersek:
- Başlangıç Seviyesi: Nereye gittiğimi biliyorum.
- Güvenilirlik Seviyesi: Hedefime ulaşma becerisine sahibim.
Şimdi burada biraz duralım. Bu özellikler sizi hâlâ tam anlamıyla bir lider yapmaz; sizi sadece “başarılı bir birey” yapar, o kadar. Bir lider ile başarılı bir insan arasında çok ciddi bir fark vardır. Birçok insan bu ayrımı anlamıyor. “Ben başarılıyım, öyleyse büyük bir organizasyon da kurabilirim” diyenler yanılıyorlar. Kesinlikle öyle değil! Bireysel olarak çok başarılı olabilirsiniz ama bir organizasyon kuramayabilir, sizi takip edecek bir grup oluşturamayabilir, yeni liderler çıkaramayabilir veya büyütmek istediğiniz işi büyütemeyebilirsiniz.
Yani nereye gittiğinizi bilmeniz ve hedeflerinize ulaşma beceriniz sadece kişisel başarınızı belirler. 3. seviyeye gelmedikçe gerçek bir lider olamazsınız.
3. Seviye: Takipçileri Hedefe Ulaştırmak (Genel Kabul Gören Liderlik)
- seviye, herkesin zihninde kabul gördüğü klasik liderlik seviyesidir. Bu seviyedeki liderler, takipçilerini hedefe ulaştırırlar. Bir başka deyişle: “Nereye gittiğimi biliyorum; oraya sadece kendimi götürmekle kalmıyorum, seni de beraberimde götürebilirim” derler.
Liderlik denince herkesin ilk düşündüğü şey budur: Bir lider ve etrafında onu takip eden bir grup. Birileri birini takip etmeye başladığında, o kişiye “lider” deriz.
Şimdi sizinle kendi kanaatimi paylaşayım: Birçok lider burada durur. Birçok insanın ulaşmak istediği en üst seviye, sadece arkasında kendisini takip eden birilerinin olmasıdır. “Evet, beni takip eden bir grup insan var” diyebilmeyi yeterli görür ve vaktinden önce dururlar. Benim “liderliğin en üst seviyesi” dediğim yere varmadan dururlar.
4. Seviye: Yanında Liderler Yetiştirmek (Zirve Seviyesi)
Bu konuşmanın asıl amacı, sizleri liderliğin en üst seviyesine, tamamıyla farklı bir boyuta taşımaktır. Sözlerimi bitirdiğimde, liderlik hakkında bugüne kadar düşündüğünüzden çok ama çok farklı düşünüyor olacaksınız. Sizi sadece daha üst bir seviyeye çıkarmakla kalmayacak, aradaki farkı da gözlerinizin önüne sereceğim.
Eğer isterseniz, 3. seviyeden 4. seviyeye nasıl geçeceğinizi göstereceğim. Çünkü liderliğin en üst seviyesindeki liderler, yanlarında sadece bir takipçi grubu değil, beraberlerinde diğer liderleri de götürürler. Artık liderler de sizinle gelmeye başlar.
İşin en güzel yanı da şurası —hazır mısınız?— Eğer yanınızda liderleriniz varsa, her zaman bir grubunuz da olacaktır. Görüyorsunuz değil mi? Asıl hedefiniz körü körüne bir grup oluşturmak olmamalı. Eğer 4. seviyeyi anlar ve uygularsanız, kitle toplamak gibi bir sorununuz kalmaz; daima gruplarınız olur. Çünkü liderleri yanınıza alabilirseniz, tahmin edin bakalım ne olur: o liderler peşlerinde neyle gelecekler? Tabii ki kendi gruplarıyla! İşte bu nedenle burada liderliğin en üst seviyesinden bahsediyoruz.
Bir Liderin Dönüm Noktası ve Tecrübesi
Bu konunun beni bu kadar derinden etkilemesinin nedeni —ki dikkatli olmazsam duygulanabilirim bile— geçtiğimiz birkaç hafta içinde yıllardır beraber çalıştığım gruptan ayrılmış olmamdır. Hayatımı ve sevgimi akıttığım organizasyonu kendi ayakları üzerinde durması için bıraktım. Ve şu anda hayatımın en iyi günlerini yaşıyorum!
Aslına bakarsanız gruptaki arkadaşlarıma şöyle dedim: “Sizlerle çalışmayı bırakmanın bu kadar harika bir duygu olacağını bilseydim, bunu çok daha önceden yapardım!” Bunun nasıl bir özgürlük ve tatmin getireceği hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Açıklayayım: Yıllar boyu ne yaptım biliyor musunuz? Liderler geliştirdim. Bir değil, 10 değil, 20 değil… Sadece tek bir grupta 600 ila 700 arasında lider yetiştirdim. Sonunda kilit liderlerimle oturup ayrılık kararımı paylaştığımda, beni özgür bırakmalarını istedim. Böylece sadece tek bir bölgeye bağlı kalmayıp çok daha geniş kapsamlı çalışabilecektim.
O odadaki 16 üst düzey lider, 2 saat boyunca sadece bir grup olarak değil, kişisel olarak da beni nasıl özgür bıraktıklarını anlatırlarken ağlıyorlardı. Toplantı boyunca duygusal yükü kaldıramadığım için üç defa ara vermek zorunda kaldım. Duygularımı kontrol altına alıp odaya dönmek ve beni sevgiyle uğurlamalarını dinlemek istiyordum.
O inanılmaz gece bittiğinde, karşımda duran 16 yüksek seviyede gelişmiş ve liderliği gerçekten hak eden dostuma baktığımda dudaklarımdan şu sözler döküldü: “Sizler bana verdiğimden çok daha fazlasını geri verdiniz. Yaptıklarınıza inanamıyorum…”
Gruptan Bob Taylor gözünde kocaman yaşlarla bana döndü ve şöyle dedi: “John; senin yıllardır eğitimini verdiğin liderlik ilkeleri, bu akşam sana geri dönüyor. Bizlere kattığın ve verdiğin her şeyi sana geri veriyoruz.”
Ertesi gün büyük grupla beraberken en kıymetli arkadaşım B. Cluson elini uzattı ve: “John, sen kendisini işsiz bırakmak için çalışan bir lider oldun. Bizi donattın, bizi birer lider olarak yetiştirdin” dedi.
Grubu seyrederken; kendi yolunu çizmiş, büyük hayalleri, idealleri ve umutları olan bu insanların bana duyduğu sevgi ve saygıyı hissettim. Bana: “Seni özgür bırakıyoruz. Senin ayrılışın bizim için artık bir tehdit değil, kendimize güveniyoruz” diyorlardı.
Yıllar önce kısıtlı bilgimle bir karar verip kendimi liderler çıkarmaya adamıştım. Eğitimler düzenlemeye başladım. Her ay en az bir cumartesi gününü liderlik eğitimi vermeye, onları güçlü liderlerle tanıştırmaya, kaynaklar ve kitaplar sunmaya ayırdım. Liderler yetiştirdim; o liderler ki şimdi başka liderlere liderlik ediyorlar. İşte bu yüzden size “liderliğin en üst seviyesi” dediğimde, bizzat yaşadığım bir hakikaten bahsediyorum.
Liderlik Hakkında 3 Önemli Gözlem
Yıllar önce ilk liderlik eğitimini vermeye başladığım günden bugüne kadar olan tüm gözlemlerimi 3 ana başlıkta toplayabiliriz:
1. Ciddi Bir “Lider Kıtlığı” Var
Sanırım hepimiz bunun farkındayız. Bu dönem, yakın tarihin liderlik bakımından en fakir dönemlerinden biri. Bakın, bu konuda yazılmış çarpıcı bir tespiti paylaşayım:
“200 yıl önce, henüz vahşi doğanın kıyısında küçük bir cumhuriyetken; Jefferson, Hamilton, Madison ve Adams gibi dünya çapında liderler çıkarabilmiştik. O zaman tüm nüfus sadece 3 milyon insandan ibaretti. Bugün yüz milyonlarca insanız. Peki büyük liderlerimiz nerede? Nüfusa oranlarsak bugün onlarca Franklin’imiz olmalıydı. Oysa günümüzde insanların güçlü hayat görüşleri yerine sadece yüzlerini tanıyoruz; derin inançları olan liderler yerine, sadece popülerlik potansiyeli olan figürlerle karşılaşıyoruz.”
2. Yeni Bir Liderlik Modeline İhtiyaç Var
Liderlik anlayışının değişmesi gerekiyor.
- Eski Liderlik Anlayışı: Lider merkezdedir, grup onun etrafında toplanır. Lider ne yapılacağını söyler. “Ben liderim, beni izleyin!” mantığı hakimdir. Liderin en iyisini bildiği varsayılır.
- Yeni Liderlik Anlayışı: Tıpkı göç eden kaz sürülerindeki gibi bir yapıdır. Her kaz liderlik sorumluluğunu paylaşır. Grubun hedefe varabilmesi için uçuş hattındaki her birey sorumluluk alan bir takım oyuncusudur. “Hedefimiz bu, hadi birlikte gidelim!” anlayışı geçerlidir. “İki akıl, bir akıldan her zaman üstündür” ilkesi benimsenir.
Yeni Nesil Liderliğin Temel İlkeleri:
- Lider grubu kendi mülkü gibi görmez; yetki ve sorumluluğu devreder.
- Liderler hem kendi becerilerini geliştirir hem de sürekli öğrenip başkalarını da hızlı öğrenmeleri için yüreklendirirler.
(Bu durum bana yönetim gurusu Peter Drucker ile geçirdiğim günleri hatırlatıyor. Biz 35 genç lidere bakıp şöyle sormuştu: “Sizin yerinizi kim alacak? Asıl çözmeniz gereken mesele budur.”)
3. Birileri Yeni Liderler Çıkarmanın Sorumluluğunu Almalı
Bugün birçok liderin, yarının liderlerini yetiştirme ve onlara rehberlik etme konusunda ne kadar isteksiz olduğunu görmek beni şaşırtıyor. Neredeyse bütün liderler, sadece kendilerini takip eden pasif bir kitleyle tatmin oluyorlar.
Kendi sorumluluğumuzla ilgili şu 3 kritik soruyu sormalıyız:
- Biz yapmazsak kim yapacak? Siz kendi organizasyonunuzdan yeni liderler çıkarmazsanız, bunu sizin yerinize kim yapacak? Tek nesillik bir yapıda kalmak mı, yoksa nesiller boyu sürecek bir liderlik mirası bırakmak mı istersiniz?
- Şimdi yapmayacaksak ne zaman? Bu soru doğrudan önceliklerimizle ilgilidir.
- Neden yapmalıyız? Bu da bizim varlık sebebimiz ve vizyonumuzla ilgilidir.
Takipçi Toplayan Liderler ile Lider Yetiştiren Liderler Arasındaki Farklar
Şimdi gelin, sadece takipçi toplayan liderler ile gerçek anlamda lider yetiştiren liderler arasındaki derin farklara bakalım.
Fark 1: Liderin Arzusu
Liderlerin içsel arzuları ve motivasyonları birbirinden tamamen farklıdır:
- Takipçi toplayan lider: İnsanlar tarafından “ihtiyaç duyulan kişi” olmaya ihtiyaç duyar. Takdir edilmek, alkışlanmak ve vazgeçilmez görülmek ister.
- Lider yetiştiren lider: Kendi başarısının kopyalanmasını ve hatta geçilmeyi ister. Kendi yerini dolduracak güçlü figürler arar.
En iyi lider, kendisini bilgi ve beceride geçecek noktaya kadar insanları geliştiren liderdir. Eğer vizyonunuz sadece takdir edilmekse, peşinizden gelen bağımlı takipçiler üretirsiniz. Ancak amacınız yerinize geçecek birilerini bırakmaksa, işte o zaman gerçek liderler yetiştirirsiniz.
(13 yıldır benimle çalışan Dan Reiland örneğini vereyim. Akademik olarak başarılıydı ama ilk başladığında liderlik adına hiçbir şey bilmiyordu. Onu işe alırken şöyle dedim: “Sana, şu an yaptığın işten kendi kendini kurtarman için para ödeyeceğim! Öyle bir sistem kur ve insan yetiştir ki, bir gün gelip ‘Artık bu iş için bana ihtiyaç kalmadı’ de.” İşte gerçek liderlik iklimi budur. Bütün çabanız kendinizi gereksiz kılmak olmalıdır. Yerinizi alacak birini yetiştirdiğinizde, ancak o zaman liderliğin bir üst seviyesine sıçrayabilirsiniz.)
Fark 2: Liderin Odağı
- Takipçi toplayan lider: İnsanların zayıflıklarına odaklanır.
- Lider yetiştiren lider: İnsanların güçlü yanlarına odaklanır.
Zayıflıklara odaklanmanın sonuçları:
- Karşılıklı bağımlılığa dayalı, sağlıksız bir ilişki doğar. Lider egosunu tatmin eder; takipçiler ise özgüvensizleşip lidere bağımlı hâle gelir.
- İki taraf da bu ilişkide kısıtlanır ve adeta bir esaret yaşanır. Takipçi, liderin onayı olmadan tek bir adım bile atamaz hâle gelir.
- Uzun vadede bu durum hem lider hem de takipçi için yıkıcı olur.
Güçlü yanlara odaklanmanın sonuçları:
- İnsana yetki ve güç veren bir ilişki modeli doğar. Lider, takipçisinin potansiyeline inanır ve onu sürekli destekler.
- Hem lider hem de yetiştirdiği kişi özgürleşir.
- Bireyler kendi güçlü yanlarını keşfettikçe zamanla kendi zayıf yönlerini de onarma özgüvenini kazanırlar.
- Liderlik yükü paylaşılır. Organizasyon toplama işlemiyle değil, çarpan etkisiyle katlanarak büyür.
(Bunu bir ödev haline getirelim: Ekibinizdeki 5 potansiyel lideri belirleyin. Onların güçlü yanları nelerdir? Bu güçlü yanlarını sergilemeleri ve geliştirmeleri için onlara nasıl alan açıyorsunuz? Onları öne çıkarın, başarılarını takdir edin.)
Fark 3: Liderin Öncelikleri
- Takipçi toplayan lider: Bütün dikkatini ve zamanını grubun en alt seviyesindeki %20’lik kesime harcar.
- Lider yetiştiren lider: Bütün dikkatini, zamanını ve kaynağını en üst seviyedeki %20’lik potansiyel lider kesimine verir.
%80/%20 ilkesi (Pareto İlkesi) burada da geçerlidir. Grubunuzun en üstteki %20’si, organizasyonel başarınızın %80’ini getirecektir. Bu yüzden zamanınızın, enerjinizin ve kaynağınızın %80’ini bu kilit %20’ye yatırmalısınız.
Alt %20 sürekli vaktinizi tüketir, bağımlılık talep eder ve sizi meşgul eder. Üst %20 ise verdiğiniz her bilgiyi alıp çoğaltır, harekete geçer ve vizyonu ileriye taşır.
Fark 4: Liderlik Becerisi ve Seviyesi
- Takipçi toplayan liderler: “İyi” liderlerdir.
- Lider yetiştiren liderler: “Büyük” liderlerdir.
Liderlik, etki ve saygı seviyesiyle doğrudan ilgilidir. Saygı ve liderlik kapasitenizi 1 ile 10 arasında bir ölçekte değerlendirelim: Eğer siz 6 seviyesinde bir liderseniz, etrafınıza çekebileceğiniz ve yönetebileceğiniz insanlar ancak 6 ve altı seviyedeki kişiler olacaktır. 7, 8 veya 9 seviyesindeki nitelikli insanları organizasyonunuza çekemezsiniz; çünkü üst seviyedeki insanlar kendilerinden daha düşük liderlik kapasitesine sahip kişileri takip etmezler. Eğer potansiyelinizin tamamına ulaşmak ve en nitelikli insanlara dokunmak istiyorsanız, kendi liderlik seviyenizi yükseltmek zorundasınız. Bütün liderler doğuştan buna hazırdır; hazır olmayanı görmedim. Ya siz gördünüz mü? Aslında bu sorunun amacı farklı: “Bu mayadan gelen bir şey mi? Bazılarında var, bazılarında yok mu?”
Hayır! Cevap net: Hayır. Bu konuşmayı dinleyen herkeste 10’luk bir potansiyel var. Grubunuzdaki herkeste aynı potansiyelin olmadığını biliyorum ama başka bir şey daha biliyorum: İnsanlar hangi seviyede faaliyet gösteriyor olurlarla olsunlar, bulundukları yerin çok daha üstünde bir potansiyele sahiptirler. Onları potansiyellerinin en üst seviyesine çıkarmak ve bu kapasiteyi geliştirmek sizin işinizdir.
Eğer 3 seviyesindeki bir insanla çalışıyorsanız ve onu 7 seviyesine çıkarırsanız, var olan kapasiteyi ikiye katlamış olursunuz. Çünkü onlar artık 6 seviyesindeki insanlarla çalışmaya başlayacaklar. Siz insanların kapasitesini 2 katına çıkardığınızda muazzam şeyler olmaya başlar.
Hayatımda birçok organizasyon gördüm; insanlar sürekli “daha çok insan” bulmaya gayret ediyorlar. Oysa yapmaları gereken şey daha iyi insan geliştirmektir.
Şunu unutmayın: Aynı liderlik seviyesinde sayıklamak, grubunuza katılan insanların kalitesini ve sayısını kısıtlar. Bu nedenle lider yetiştiren liderler, kendi liderlik becerilerini sürekli geliştirmek zorunda olduklarının farkındadırlar.
Lider Yetiştiren Liderler İle Takipçi Toplayan Liderler Arasındaki 10 Fark
Fark 5: Liderin Tavrı ve Güç Anlayışı
- Takipçi yetiştiren lider: Konumuna, unvanına ve gücüne sıkı sıkıya sarılır.
- Lider yetiştiren lider: Konumunu ve gücünü paylaşır, yetki verir.
Gördüğünüz gibi bu tamamen bir tarz meselesidir: Güce yapışmak mı istiyoruz, yoksa güç vermek mi? Liderlik, mevkinin gücünden değil; grubun gücünden belli olur. Güç verilen insanlar, etraflarına tam kapasiteyle güç yayarlar.
“Bir insanı tanımanın en iyi yolu, eline güç geçtiğinde ne yaptığına bakmaktır.”
Bu konuda bir şiiri çok severim:
“İnsanlara git, aralarında yaşa. Onlardan öğren, onları sev. Bildikleriyle başla, sahip olduklarına ekle. En iyi liderler görevlerini tamamladığında insanlar, ‘İşte bunu biz başardık!’ derler.”
Bir grup büyük bir şey başardığında, gerçek lider övgüyü ve ödülü kimin aldığına takılmayan kişidir.
Peki, nasıl iyi bir lider olunur? Çok basit: İyi bir takipçi olarak! Lider olmak için önce bir lideri izlemeyi bilmek gerekir. Bir lideri takip ederken sizin sergilediğiniz tutum, sizin takipçilerinizin de kopyalayabileceği nitelikte olmalıdır.
- Hedefiniz kendinizi sergilemek değil, onları geliştirmektir.
- Lider olarak göreviniz sadece kendinizi iyi göstermek değil, onların iyi görünmesini sağlamaktır.
İyi yaptığınız bir işi zamanla onların yapmasına izin vermelisiniz ki günün birinde: “Hey, bu işi mükemmel yapıyorsun! Bundan sonra buranın lideri sensin” diyebilesiniz.
Hayranlar mı İstiyorsunuz, Liderler mi? Farz edelim ki boyum 2 metreden uzun, 20-25 kilo daha zayıfım ve ayağımda en harika basketbol ayakkabıları var. Basketbol topunu aldım, çizginin dışından muhteşem bir atış yaptım; top çembere bile değmeden süzülüp potadan geçti! Bütün takım “Muhteşem!” diye alkışlıyor. İşte böyle bir durumda takipçilerim birdenbire birer “hayrana” dönüşürler.
Size soruyorum: Etrafınızda hayranlar mı istiyorsunuz, yoksa liderler mi? “John harikasın, muhteşemsin, bir numarasın!” denmesini mi istersiniz, yoksa o insanların da başarıyı tadıp: “John, son yaptığımız harika işi görmek ister misin?” demelerini mi? Bu ikisi arasında dünyalar kadar fark vardır!
Bir lider olarak gelişmek için bazı şeyleri bırakmalısınız:
- Konum, güç ve yetkiyi başkalarına devredebilmelisiniz.
- Kişisel konforunuzdan, çok az karşılık alacak olsanız bile vazgeçebilmelisiniz.
- Ödüllerden ve alkıştan vazgeçebilmelisiniz.
- Her şeyi bildiğinizi iddia etmekten vazgeçmelisiniz; her şeyi bilmeniz zaten mümkün değildir.
- Her çorbada tuzunuzun bulunması arzusunu terk etmelisiniz.
Büyümek ve gelişmek istiyorsanız, bütün bu saydıklarımı geride bırakabilmelisiniz.
Fark 6: Liderin Zaman Yönetimi
- Takipçi yetiştiren lider: İnsanlarla zaman harcar.
- Lider yetiştiren lider: İnsanlara zaman yatırımı yapar.
İzleyiciler liderler kadar zaman bilincine sahip değildir; sonuç odaklı da değillerdir. Siz insanlarla sadece vakit mi geçiriyorsunuz, yoksa onlara stratejik bir zaman yatırımı mı yapıyorsunuz?
Organizasyon Kurucuları İçin Zaman Yatırımı Stratejileri:
- Tanımlama Yapın: Ekibinizdeki insanların potansiyellerini ve yeteneklerini net olarak bilin.
- Gündem Belirleyin: Birlikte bir araya geldiğinizde net bir çalışma gündeminiz olsun.
- Eylem İsteyin: Sadece konuşmayın, somut adımlar atılmasını talep edin.
- Başarıları Takdir Edin: Emeği ve başarıyı karşılıksız bırakmayın.
(Bir gün liderlerimle lüks bir otelde öğle yemeğinde buluştum. Amacım yeni gruplar oluşturmak ve onların nüfuzlarından yararlanmaktı. Çaylarımızı yudumlarken biri bana: “John, bugünkü gündemimiz nedir?” diye sordu. Gülümsedim, çantamı açıp notlarımı, çizimlerimi çıkardım. Oraya sadece buzlu çay içmeye gelmediğimizi, amacımızın net bir eylem planı oluşturmak olduğunu hemen anladılar.)
Fark 7: Büyüme Felsefesi (İçten Dışa Büyüme)
- Takipçi yetiştiren lider: Grubunu dışarıdan yeni takipçiler çekerek (toplama yöntemiyle) büyütür.
- Lider yetiştiren lider: Grubunu var olan takipçileri lider olarak yetiştirerek (çarpma/katlanma yöntemiyle) büyütür.
Takipçi yetiştiren liderler “etkinlikler ve olaylarla” büyür; lider yetiştirenler ise “araçlar ve sistemlerle” büyür. Takipçi toplayanlar dışarıdan içeriye doğru büyümeye çalışır. Bu durum karizma ile sağlanır ama geçicidir. Lider yetiştirenler ise içeriden dışarıya doğru büyür. Bu ise kararlılık gerektirir.
(İlk yıllarımda küçük gruplar oluşturmak istediğimde salona: “Kim bu gruplara katılmak ister?” diye sordum. Herkes el kaldırdı ama gruplara liderlik edecek tek bir yetişmiş liderim yoktu! Bu yüzden projeyi askıya aldım. 7 yıl boyunca sadece lider yetiştirmeye odaklandım. 7 yılın sonunda tekrar döndüğümde, 5 ay içinde sıfırdan yüzlerce insana ulaşan muazzam bir yapı kuruldu. Çünkü takipçileri yönlendirecek liderlerim artık hazırdı.)
Önemli İlke: Organizasyonunuz büyüdükçe etrafınızda daha fazla insan birikmemeli; altınızda daha fazla liderlik seviyesi oluşmalıdır. Herkesle doğrudan ilgilenmeye çalışmak yapıyı çökertir. Katmanlar oluşturmalı, yetki vermeli ve eğitimi derinleştirmelisiniz:
- 1. Seviye: İnsanları doğrudan eğitin ve liderlik potansiyeli gösterenleri belirleyin.
- 2. Seviye: O liderleri, başkalarını eğitmeleri için eğitin ve en etkili olanları öne çıkarın.
Fark 8: Liderin Beklentileri
- Takipçi yetiştiren lider: İnsanlardan düşük düzeyde adanmışlık ister. Kendisi için beklentileri yüksek, başkaları için düşüktür.
- Lider yetiştiren lider: İnsanlardan yüksek düzeyde kararlılık ve adanmışlık bekler. Hem kendisi hem de başkaları için beklentileri yüksektir.
İnsanlardan yüksek adanmışlık talep ettiğinizde mazeret üretenleri kaybedersiniz ama vizyon sahibi olanları kazanırsınız. Bundan korkmayın! İnsan sayısının çokluğu, gerçek bir büyüme anlamına gelmeyebilir. Eğer grubunuzdakiler organizasyona ne katacaklarını değil de sadece ne alacaklarını düşünüyorlarsa, orada büyüme değil sömürü vardır.
Gelişen bir grup mu istiyorsunuz, yoksa sadece kalabalık görünen bir grup mu? Bir paket lastiğinin değeri esnediği, kendi boyutlarını aştığı sürece vardır. Lider olarak göreviniz, insanları rahat alanlarının dışına çıkarmak ve potansiyellerini esnetmelerini sağlamaktır. Onları daha üst bir seviyeye taşıdığınızda size minnettar kalacaklardır.
Fark 9: Liderlik Stili ve Adalet Anlayışı
- Takipçi yetiştiren lider: Herkese aynı ve tipik davranır.
- Lider yetiştiren lider: İnsanların yeteneklerine ve kapasitelerine göre farklı davranır.
Herkese tıpatıp aynı davranmak bir adalet değil, liderlik eksikliğidir. İnsanların güçlü yanları ve kapasiteleri farklıdır. 10 kişinin lideri ile 1.000 kişinin liderine aynı sorumluluğu veremezsiniz. 10 kişilik bir lideri 1.000 kişinin başına koyarsanız, o grubu zamanla küçültüp 10 kişiye düşürür! Ama 1.000 kişilik bir lideri küçük bir grubun başına koyarsanız, o grubu kısa sürede büyütür.
(Basketbol maçının son saniyesinde kulübedeki koç topu kime verdirir? Tabii ki Michael Jordan’a! Başka bir oyuncu çıkıp “Neden hep topu ona veriyorsunuz, benim duygularım incindi” dese, antrenör ona hak verir mi? Kritik anda top en iyi oyuncuya verilir. Hayatlarını ve ekiplerini “herkese eşit davranacağız” sevdasıyla altüst eden liderler görüyorum. Herkese eşit görünmeye çalışmayın; adil olun ama potansiyeli ve katkısı yüksek olan liderlere daha çok yatırım yapın.)
Fark 10: Liderin Etkisi ve Mirası
- Takipçi yetiştiren lider: Sadece kişisel olarak dokunabildiği, ulaşabildiği insanları etkiler.
- Lider yetiştiren lider: Kendi ömrünün ve zamanının çok ötesindeki insanlara bile etki eder.
Sirklerde çubukların üzerinde tabak döndüren adamları görmüşsünüzdür. Adam bir tabağı çevirir, sonra ikincisini, üçüncüsünü… 10. tabağa geldiğinde ilk tabak yavaşlar ve düşmemesi için panikle oraya koşar. O adam hiçbir zaman 10 tabaktan fazlasını döndüremez; çünkü her tabağa tek tek dokunmak zorundadır!
Organizasyonunuzda sürekli oradan oraya koşturup her şeye tek tek dokunmak zorunda kalan bir “tabak çevirici” mi olmak istiyorsunuz?
Liderlikte öğrendiğim en temel ders şudur: Bir lidere en yakın olan insanlar, o liderin başarısının sınırını belirler.
Son sorumu soruyorum: En yakınınızdaki insanlar nasıl insanlar? Lider mi, yoksa sadece takipçi mi? Eğer liderseler, yükü sizinle birlikte taşırlar. Eğer takipçiyseler, yükün altında kalırlar. Seçim tamamen sizin!